JTR (Türk Mücevhercileri Birliği)’nin de destekleriyle gerçekleşen zirvenin açılışında konuşan JTR Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş, sektörde gerekli vergi düzenlemelerinin gerçekleştirilememesi sebebiyle, İstanbul’un önemli bir fırsatı kaçırdığını söyleyerek, “Dağılan Belçika Borsası’nın yerini alabilecek olan İstanbul, vergi engeli nedeniyle, Avrasya’da lider olacak kıymetli taş borsasını oluşturamıyor ve bu da yıllık 12 milyar doların Türkiye’ye girmesinden vazgeçmek demektir. Gerekli yasal ve vergisel alt yapı sağlandığında Türk mücevherat sektörünün Dünya lideri olacağına yürekten inanıyorum” dedi.
Kıymetli maden sektöründe yaşanan gelişmeler ve beklentilerin uluslararası platformda ele alınması amacıyla düzenlenen Active Academy Uluslararası Altın Zirvesi, sektör temsilcilerini biraraya getirdi. Zirvenin açılışında konuşan JTR Yönetim Kurulu Başkanı İmam Altınbaş, değerli taş sektöründe dünyada hatırı sayılır ülkelerin hiç birinde üretimin hammaddesi olan çıplak taş üzerinde, ülkemizdekine benzer bir vergi uygulamasının söz konusu olmadığının altını çizerek,“Sorun, tüm Türkiye’nin sorunudur. Vergilendirme anlayışının artık bu gerçeğe uygun olarak yapılması gerekmektedir. Bu ÖTV ile ne Maliye Bakanlığı arzu ettiği vergi gelirine ulaşabilir, ne de sektör layık olduğu rekabetçi, kurumsal şirketlere kavuşabilir. Kurumsallaşmış, Ar-Ge’sinden tasarımına kadar ekip kurmuş, kayıt altında çalışan yüzlerce firma da mevcut sistemde haksız rekabete maruz kalmaktadır” dedi.
Dünya mücevher sektörünün; 150 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olduğunu ve bunun 65 milyar dolarını pırlanta sektörünün oluşturduğunu hatırlatan Altınbaş, “Dünyadaki altın talebi ise yıllık 2 bin 5 yüz tondur. Türkiye 3 yüz ton ile dünyada ilk beş ülke arasında yer almaktadır” dedi. Türk Mücevher sektörünün son 5 yılda büyük bir ilerleme gösterdiğini belirten Altınbaş şöyle devam etti: “Bugün ileri teknoloji kullanan 20 dev firma, 30 bin perakende satış mağazası, 5 bin civarında küçük ve orta ölçekli üreticisi, 400 binden fazla istihdam edilen personeli ile sektörümüz 10 milyar doları aşan büyüklüğe sahiptir. Türkiye bu rakamla Dünya’da İtalya’dan sonra ikinci sırada yer almaktadır.”
“Sektörün en önemli sorunu, ÖTV sorunudur”
Türkiye’de kuyumculuk sektörünün taşıdığı potansiyeli tam anlamıyla ekonomiye yansıtamamakla birlikte yıllar içinde çok önemli atılımlar yaptığını hatırlatan Altınbaş, sözlerine şöyle devam etti: “Kuyum ve mücevherat ihracatının 2009 yılına kadar artan miktarlara ve değerlere ulaşması, kuyumculuk sektörünün gösterdiği gelişimin bir sonucudur. 2000 yılından itibaren ivme kazanan gelişme süreci, altın ve mücevherat üreticilerinin tasarımı keşfetmesi ile bir sektör haline gelmiştir. Çeşit bolluğu, yaratıcılıktaki fark, özgün tasarımlar, teknik kalitedeki başarı, işçilikteki kalite ve maliyetlerdeki düşüklük ve sadece Anadolu’ya has, kuyumculuğun bir
parçası olan etnik işleme yöntemlerinin de kullanılması ile “Türkiye farkını” ortaya çıkararak sektör rüştünü ispatlamıştır.”
“İstanbul’un Dünya altın piyasasının merkezi olması kaçınılmazdır”
2008 yılının son çeyreğinde tüm dünya üzerinde, yıkıcı etkilerini gösteren ekonomik krizin Türk mücevher sektörünü de derinden etkilediğini hatırlatan Altınbaş, “2009 yılı Ekim ayı ihracat verilerine baktığımızda; bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 36 oranında düşüş göze çarpıyor. Altın ve mücevherat sektörümüzün aynı hızla devamlılığını sağlamak amacıyla üzerinde ısrarla durduğumuz en önemli sorun değerli taşlardaki ÖTV sorunudur” dedi.
Gerek ülkemizin dinamik iç pazarı, gerekse çevre ülkelerin artan talebi nedeniyle Türkiye’nin ve İstanbul’un Dünya altın piyasasındaki merkezlerden biri olması kaçınılmaz olduğunu belirten Altınbaş, “Türk Mücevher sektörü bugün üretim kalitesi, yüksek kapasite, gerçekçi fiyat ve tasarımda kaydettiği gelişmelerle sürdürülebilir bir büyüme trendi içindedir. Türkiye tüm bunların yanında bulunduğu konum itibariyle uluslararası mücevher dağıtımı için de dev bir üs olma özelliğine sahiptir” dedi.
